Türkiye'de Gençlerin Yatırıma Bakışı

Pandemi ve ardından gelen küresel ekonomik sıkıntıların getirdiği finansal dalgalanmalar sadece belli bir kesimin değil neredeyse herkesin gelecek konusunda endişe duymasına sebep oldu. Deneyim ekonomisinden, geleceği finansal olarak güvene almak üzere yatırım ekonomisine doğru olan geçişler finansal bilgilerinin azlığına rağmen gençlerde kendisini daha çok gösteriyor. Özellikle teknoloji ile ortaya çıkan kripto paralar, NFT, sanal arsa gibi yeni yatırım fırsatları ve paylaşımlı ürün/hizmet kullanımı, dakikalık araç kiralama, abonelik modelli hizmetler gibi ortaya çıkan yeni iş modelleri adaptasyonun gençler arasında daha yaygın olduğunu görüyoruz. Şu zamanların en popüler sorusu ise “Şu anda neye yatırım yapmalı?” 

Twentify ve Hürriyet Pazar olarak  Bounty mobil araştırma platformu üzerinden yaptığımız araştırmada ABC1C2DE SES grupları dahil 750 kişinin katılımıyla gençlerin yatırıma bakışını inceledik.

Blog'a Geri Dönün

Pandeminin Güvene Etkisi

Bol karlı bir Mart ayının ardından, nihayet baharın geldiğini hissetmeye başladık.Uzun süredir bütün dünya, hayatlarımızı etkileyen büyük olaylara şahitlik ediyor. COVID-19 pandemisi ile başlayan bu süreç, Avusturalya’daki yangınlar, ABD’deki büyük ırkçılık protestoları, Beyaz Saray’ın basılması, Rusya - Ukrayna Savaşı, ve iklim değişikliğinin yansımaları ile devam ediyor; geçtiğimiz yıllara göre insanlık tarihi açısından gelecekte oldukça konuşulacak bir dönemin içinden geçiyoruz.

Bu kötü gibi gözüken gidişat içerisinde, değişen dünya algısını anlamak adına pek çok araştırma yapılıyor. Biz de bu yazıda, her sene yayınlanan Edelman Güven Barometresi 2022’den önemli verileri sizler için derledik. Aralarında Türkiye’nin bulunmadığı 28 farklı ülkeden 36.000 katılımcı ile gerçekleştirilen araştırma sonuçlarına hep beraber bakalım.

Devletler ve medya kuruluşlarına olan güven azalırken, şirketlere duyulan güven artıyor.

Dünyanın küresel bir salgınla mücadele edebilecek liderlik arayışında olduğu pandeminin ilk döneminde, yani Nisan-Mayıs 2020’de devletler toplum nezdinde en çok güvenilen kurum olmuşken, birçok ülkede hükümetlerin pandemideki süreç yönetimleri insanları hayal kırıklığına uğratmış olmalı ki devletlerin güven endeksi tüm dünyada gerilemiş ve gerilemeye devam ediyor. Şu an toplumlar sivil toplum kuruluşlarına ve şirketlere devletlerden daha fazla güveniyorlar. İnsanlar hala hükümetlerin büyük zorluklarla ilgili sorumluluk almasını istiyor, ancak 10 kişiden yalnızca 4’ü bu zorlukların çözülebileceğine inanıyor.

Devlet ve medya güvensizlik sarmalı oluşturuyor.

Araştırmaya göre insanlar gerçeğe ulaşabilmek için güvenmeleri gereken iki kurum olan devletin ve medyanın, daha çok trafik almak ya da politik fayda elde etmek amacıyla tehlikeli bir iş birliği içinde olduklarına inanıyor. Hükümet ve medya, toplum için ayırıcı güçler olarak görülürken; şirketler ve sivil toplum kuruluşları birleştirici güç olarak görülüyorlar. İnsanların üçte ikisi gazeteciler, devlet başkanları ve şirket liderleri tarafından kendilerine yalan söylendiğine inanıyor.

Şirketlere büyük bir rol düşüyor.

Devletlere olan güvensizlik, en temelde ticari amaçlar için kurulan şirketlere karşı bir güven duyulması ile sonuçlanmış durumda. Araştırmaya katılanlar, şirketlerin iklim değişikliği, ekonomik eşitsizlik, işgücünün yeniden vasıflandırılması ve ırksal adaletsizlik üzerinde daha büyük bir rol oynamasını istiyor. Katılımcıların yaklaşık olarak %60'ı, belirli değerleri destekleyen markaları satın alıyor. Araştırma, şirketlerin toplumsal ve sosyal konularda halka açık bir duruş sergilemesi gerektiğini söylüyor.

Eski liderlere duyulan güven azalıyor.

Araştırma, hükümetlerdeki, medyadaki ya da iş dünyasındaki liderlerin gözden düştüğünü, bu güvenin insanların yakın temasta olduğu iş arkadaşları, çalıştıkları kurumlar, aileleri, komşuları gibi daha lokal birimlere dağıldığını belirtiyor. Çalışılan kurumları en güvenilir bilgi kaynağı olarak görürken, reklamlar, anonim kaynaklı medya raporları ve sosyal medya üzerinden yayılan bilgiler en az güvenilir kaynaklar arasında yer alıyor.

Güven konusunun ele alınabileceği pek çok farklı perspektif olsa da, burada her bir otoritenin çözümcü yaklaşıp bu güvensizlik döngüsünü kırmak adına sorumluluk alması gerekiyor.

Genel olarak toplumun kurumlara olan güven ya da güvensizlik mesafesi, her zaman nedensellik çerçevesinde ilerlemiyor; bazen tepkiselleşebiliyor. Toplumdaki ​​güveni yeniden inşa etmek adına, liderlerin insanları bir araya getirmeye ve uzun vadeli planları ile endişe duyulan alanlarda görünür ilerleme kaydetmeye odaklanmaları; hükümetlerin küresel bazda pandemi üzerinde kontrolü daha etkili şekilde ele almalaları; medyanın bağımsızlığını önceliklediği bir modele geri dönmesi; sivil toplum kuruluşlarının ise iklim değişikliği ve toplumu etkileyen diğer sosyal konularda daha aktif rol oynaması gerekiyor.

Daha fazla bilgi almak ve sorularınız için info@twentify.com mail adresinden bize her zaman ulaşabilirsiniz.

Twentify Ekibi
YAZAR HAKKINDA | Twentify Ekibi
Son Yazılar

Türkiye'de Gençlerin Yatırıma Bakışı

Pandemi ve ardından gelen küresel ekonomik sıkıntıların getirdiği finansal dalgalanmalar sadece belli bir kesimin değil neredeyse herkesin gelecek kon...

Devamını Oku

Pandeminin Güvene Etkisi

Bol karlı bir Mart ayının ardından, nihayet baharın geldiğini hissetmeye başladık.Uzun süredir bütün dünya, hayatlarımızı etkileyen büyük olaylara şah...

Devamını Oku

Dijital Türkiye

Her sene olduğu gibi, We Are Social ve Hootsuite, yılın DIGITAL raporunu yayınladı. DIGITAL raporu, her sene hem dijital medyanın ülkelere göre durumu...

Devamını Oku

Kadın Hakları ve Kadının Toplumdaki Yeri

​International Women’s Days (IWD) bu yılın resmi temasını “Ön Yargıyı Yıkın” olarak belirledi. Yaşanılan coğrafya ve eğitim seviyesine göre bazı fikir...

Devamını Oku