Türkiye'de Sağlık ve Doğallık: İyi Olmanın Ekonomisi

Son yıllarda görüyoruz ki artık sadece bedenen değil ruhen de iyi ve sağlıklı yaşamın farklı yollarını arıyoruz. Peki nedir sağlıklı yaşam? Sadece sağlıklı beslenme ve spor yapmak mı yoksa yaşam tarzımızı değiştirerek kullandığımız ürünlere kadar dikkat etmek mi?

Blog'a Geri Dönün

Kadın Hakları ve Kadının Toplumdaki Yeri

International Women’s Days (IWD) bu yılın resmi temasını “Ön Yargıyı Yıkın” olarak belirledi. Yaşanılan coğrafya ve eğitim seviyesine göre bazı fikirler ve davranışlar değişse de aslında hiçbir ülkede tam anlamıyla toplumsal eşitlik sağlanmış değil. Herkes için eşit bir yaşamı kuramadığımız, eşitlik fikrini aile, politika, eğitim, medya ve topluma adapte edip yeniden vermediğimiz sürece kadına yönelik şiddet ne yazık ki devam edecek görünüyor.

Biz de Twentify olarak  Bounty mobil araştırma platformu üzerinden yaptığımız araştırmada ABC1C2DE SES grupları dahil 1200 kişinin katılımıyla kadın hakları ve kadının toplumdaki yerini inceledik. 
Türkiye genelinde yaptığımız araştırmada katılımcıların %69’u kadınların hayatın tüm alanlarında erkeklerle eşit olduğunu düşünürken erkekler bu söylemde daha çekimser kalıyor.
Genel olarak meslek seçiminde cinsiyetin önemli olmadığını, daha ziyade yeteneğine göre herkesin istediği mesleği yapabileceğini düşünenlerin oranı %66 olsa da, erkekler bu konuda ikiye bölünmüş durumda. Erkeklerin %56’sı meslekte cinsiyetin önemli olmadığını söylerken %44’ü kadın/erkek meslekleri diye bir ayrımın olması gerektiğini düşünüyor.
 
Gerçekleştirdiğimiz araştırmanın rapor sayfasına aşağıdaki bağlantı ile erişebilirsiniz.Rapor Sayfasına Gidin
Kadınların Yaşadığı En Büyük Sorun ŞİDDET
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kadın cinayetlerini, kadınların kadın oldukları için öldürülmesi diye tanımlıyor. WHO tarafından yapılan bir araştırmaya göre kadınların kurban olduğu cinayetlerin %35’i erkek partnerleri tarafından işlenirken erkeklerin kurban olduğu cinayetlerin sadece %5’inin faili kadınlardır (partnerleri). Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformuna göre 2020 yılında erkekler tarafından 300 kadın öldürüldü, 171 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu. 

Kendimiz yaşamasak bile birçoğumuz psikolojik ya da fiziksel şiddete maruz kalan kadınların durumuna ne yazık ki şahit olduk. 

Araştırmamıza katılan kadınların %49’u herhangi taciz veya haksızlığa uğramadıklarını ifade ediyor.  Geriye kalan %51 için ise haksızlıklar, taciz ve şiddet öne çıkıyor. ​Haksızlığı, tacizi ya da şiddeti uygulayanlar daha çok yabancılar (%33) oluyor. Akrabaların ve iş arkadaşlarının bu konuda öne çıkan aktörler oldukları görülüyor.

Şiddet ve haksızlığa uğramak ve bunları uygulayan kişiler konusunda sosyoekonomik farklılaşmalar olmadığı gözlemleniyor.​ 

Kadınların %81’i zor bir durum karşısında destek talep edebilecekleri Kades uygulamasını biliyor. 
kadınaşiddet kadınhakları toplumsalcinsiyetKadınlar maruz kaldıkları şiddet karşısında kendilerini yalnız hissediyor. Bu konuda sivil toplum örgütlerinin çalışmalarını ve devletin kadının güvenliği için aldığı önlemleri yeterli bulmuyor. "Kadın sokağa çıkmadan da ev içinde de şiddete/ hayati tehlikeye maruz kalabiliyor.”​ söylemine katılımcıların %84’ü katıldığını ifade ediyor. %78’i ise kadın hakları toplumun değişmeyen zihniyet yapısından ötürü korunamadığını ifade ediyor. %73 ise kadınların sokakta kendilerini güvende hissettiklerini düşünmüyor. %57’si devletin kadınların güvenliği ile ilgili gerekli önlemleri aldığını düşünüyor. 

Erkek katılımcılarımızın kadının bir erkek tarafından korunup kollanması gerektiği fikrine daha çok katılırken kadın ve erkeğin eşit hak sahibi olduğu fikrini daha az destekliyor.

Kadına yönelik şiddet yeterli bir boşanma sebebidir ifadesine kadınların %93’ü katılırken erkeklerin %83’ü katılıyor.

Çocuk bakımı ve ev içi meselelerde kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olduğu fikri çoğunluk tarafından destekleniyor. Erkeklerin koruyucu rollerinin yanında ailenin geçimini sağlayan kişi olma görevini de üstlendikleri görülüyor. Buna karşılık kadınların ev işlerinin esas sorumlusu olması gerektiği düşüncesi erkekler tarafından daha çok destekleniyor. Erkek katılımcılarımız çalışan kadınların çocuğu ile yeterli vakit geçirmediklerini düşünüyorlar. 

Gelelim iş hayatına; Kadınların çalışma hayatında kalma süresi 2013 yılında 16,7 yıl iken 2019 yılında bu süre 19,1 yıla yükselmekte. Erkeklerde ise 37,7 yıldan 39,0 yıl olmuştur. Her ne kadar kadınların çalışma hayatında kalma süresi yükselmiş olsa da arada oldukça fark görünüyor. Ailenin gelir sağlayıcısı rolünü üstlenen erkekler, işe alımda kendilerine hane reisi olarak öncelik verilmesi gerektiği ya da herhangi bir istihdam krizi durumunda kendilerine fırsat tanınması fikrini daha çok benimsiyor. ​Aynı işte çalışan kadın ve erkeğin eşit ücret hakkı olması ve iş arkadaşını taciz eden birinin dava edilip işten atılması konularında kadınlar ve erkekler hemfikir oluyor. 

Çalışan bir kadın veya erkeğin çocuğuna da yeterli vakit ayırabileceği konusunda erkekler daha çekimser bir konumda kalıyor.

Eşlerinin kazancı konusunda kadın ve erkeklerin fikirlerinin pek de farklılaşmadığı gözlemleniyor. ​Kadınlar eşlerinin kendilerinden düşük, erkekler ise yüksek ücret alması fikrine olumsuz yaklaşmıyor. 

Yaptığımız araştırmanın yanı sıra toplumsal cinsiyet rollerini anlamak üzere deneysel bir çalışma da yürüttük. Sosyo-demografik yönlerden Türkiye temsili iki farklı gruba hayali bir çiftin alacağı bazı kararlar hakkında fikirlerini sorduk. Çiftimiz çocuklarına bakmak üzere birinin işten ayrılmasını düşünüyor. Kimin işi bırakması gerektiği konusunda iki deney grubu mutabakata vararak anneyi seçiyor. İki grupta da kadın ve erkek katılımcılar arasında anlamlı farklar bulunmuyor. ​Bir gruba annenin, diğer gruba ise babanın işi bıraktığını söyledik. Annenin işi bırakmasının doğru olduğunu düşünenlerin iki grupta da yakın oranlarda olması önemli. Öte yandan babanın işi bıraktığı grupta erkekler annenin işi bırakması gerektiği konusunda kadınlara göre daha inatçı (%70). Ayrıca iki grupta ikisinin de çalışmaya devam etmesi gerektiğini önerenler arasında kadınların payı daha geniş (%35) ​Annenin işi bıraktığını öğrenenler içinde %39’u anne hakkında daha olumlu düşünüyor. Babanın işi bıraktığını öğrenenlerde baba hakkında olumsuz düşüncelere kapılanlar %18.

Bu açıdan bir kere bu farklı örneği görünce hiç değilse olumsuz düşünce ifade edilmemesi söylem yerine örnek görme ile düşüncelerin daha kolay değişeceğine işaret ediyor. 
çalışankadın kadınhakları toplumsalcinsiyetKadının siyasetteki yeri ise olumlu karşılanıyor ancak parti seçimine etkisi orta düzeyde kalıyor.

toplumsalcinsiyet toplumsalcinsiyeteşitliği

Katılımcılarımıza göre evlilikte boşanmak da beraber alınacak bir karar. 

Sokaktayken kendini güvende hissedememek kadınların önemli sorunlarından biri. Bununla beraber kadınlar günün her saatinde özgürce dolaşabilmenin devlet tarafından güvenceye alınması gerektiğini düşünüyor. Bu konuda erkeklerin fikirleri de kadınlardan ayrışmıyor.Erkekler kadınların günün her saati özgürce dolaşabilecekleri fikrine katılıyor görünse de çok önemli bir konuda ayrışmaları dikkat çekiyor. Erkekler kadınların giyim tarzının tacizi meşrulaştırmadığı fikrine daha az, kısa ve açık giyinen kadınların tacizden sorumlu olduğu fikrine ise daha fazla katılıyor.

kadınhakları toplumsalcinsiyet

Basında kadına yönelik şiddet konusuna yeteri kadar yer verilmediği düşünüyor. Erkekler basında kadına yönelik şiddet konusuna yeterince yer verilmediği fikrine pek katılmıyor.(%47) Kadınların ise bu konuda daha fazla beklentisi olduğu söylenebilir.(%59)  Kadın erkek eşitsizliğine yönelik farkındalık yaratan ve halkı bilinçlendirici haberler yapılıyor fikrine ise katılım oranı oldukça az. Erkeklerde oran %34’ken kadınlarda bu oran %37. 
Özellikle kadın haklarına eğilen ve şiddete dur diyen projeler, kampanyalar oluşturan markalar kadınlar tarafından daha çok tercih ediliyor. 

Feminizm kavramı ise henüz tam anlamıyla net değil. Feminizm kadın erkek eşitliğini savunur ifadesine erkeklerin %44’ü katılırken kadınların %68’i katılıyor. Feminizm kadın üstünlüğünü savunur ifadesine erkeklerin %46’sı katılırken kadınların %48’i katıldığını ifade ediliyor.

Geçtiğimiz yıl çekildiğimiz İstanbul Sözleşmesinin kaldırılması kadınlara karşı şiddeti, eşitsizliği meşrulaştırdı ve devlet güvencesini ortadan kaldırdı ifadesine kadınlar %42 erkekler ise %32 katıldığını ifade etti. Eskiden kadınlar hakları genişlesin diye mücadele verirken artık mevcut olanları korumaya çalışıyor. 
Toplumsal eşitlik büyük bir sorun. Önemli olan problemleri anlamak ve onu yaratan koşulları ortadan kaldırmak. Hepimiz için eşit bir dünya diliyoruz.

Kadın hakları ve kadının toplumdaki yeri raporumuza buradaki bağlantıya tıklayarak ulaşabilir ve info@twentify.com adresinden soru ve görüşlerinizi paylaşabilirsiniz.
Hazal Sülün
YAZAR HAKKINDA | Hazal Sülün
İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Bölümü mezunu olan Hazal, 2015 yılından beri Twentify'da Topluluk Yöneticisi olarak çalışmaktadır
Son Yazılar

Türkiye'de Sağlık ve Doğallık: İyi Olmanın Ekonomisi

Son yıllarda görüyoruz ki artık sadece bedenen değil ruhen de iyi ve sağlıklı yaşamın farklı yollarını arıyoruz. Peki nedir sağlıklı yaşam? Sadece sağ...

Devamını Oku

TV Reklam Testlerini ve Araştırmalarını Gerçekten Etkili Bir Şekilde Gerçekleştiriyor musunuz?

Twentify olarak gelişmiş pasif takip ve ölçümleme teknolojileri kullanarak gerçekleştirdiğimiz AdScore çözümü ile reklam araştırmaları ve reklam testl...

Devamını Oku

Tüketiciler E-Ticaretin En İyilerini Belirledi!

Twentify olarak, her yıl gözle görünür oranda büyüyen e-ticaret sektöründeki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. E-ticaret markalarına duyulan ilgini...

Devamını Oku

Metaverse Dijital Yaşam

Dünya değişiyor ve teknoloji her geçen gün hayatlarımıza daha fazla etki yapıyor, hatta bize yeni dünyaların kapısını aralıyor. Metaverse ise şu anda ...

Devamını Oku